yağmur hüznü...
19/5/2008

YAĞMUR HÜZNÜ
Yağmur yağacakmış gibi bir hava var dışarıda.
Kurşuni renkli bulutların seferi var göğün kömür karası karanlığında. Ve insan,
başucunda duran kitabı gibi yalnızlığı ile kucaklaşınca bu saatlerde, belli
belirsiz bir hüzün çörekleniyor insanın yüreğine. Bir de fondaki hüzünlü şarkı
buna eklenince, karanlık dans etmeye başlıyor zamanın buz tutmuş sularında.
Hayatım adeta bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden. Nasıl olur
demeyin. Bu, insanın başına sadece ölmeden önce gelmiyormuş. Aslına bakılırsa,
yalnızlık da ölümün biraz soluk almasından başka ne ki?
Bu kasvetli havalar mı beni böyle
hüzünlendiren, kalemimi yazmaya zorlayan ve ışığını arayan günebakan edasıyla
beni derinliklere sürükleyen? Bilmiyorum… Yoksa yine zalim hayat mı suçlu beni
bu hale getirdiği için? Ya da tek sebep yalnızlık mı? Belki de benimdir tek
sebep. Belki de hiç biri değildir. İnsan sebepsiz hüzünlenemez mi, dalıp
gidemez mi uzaklara? Ya da hiç tanımadığı, tanıyamayacağı insanları özleyemez
mi? Hatta hiç var olmayan bir sevgili için ağlayamaz mı? Bilmiyorum, hiçbir şey
bilmiyorum…
Bildiğim tek bir şey var ki, her gecenin
karanlığı sabaha elbet varacaktır ve geceleri bir kuytuda uyuyan misafir güneş
bütün tazeliğiyle doğacaktır şehrin üstüne cömertçe… Hayata, mutsuzluğa,
yalnızlığa, her şeye inat…
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır